BÜYÜK BAŞKALDIRININ KAZANIMLARI VE ZAAFLARI

İşçi sınıfı 15-16 Haziran’da ekonomik hakları için mücadeleyi siyasi bir düzeye sıçratmıştı. Ekonomik haklarını koruma mücadelesi, sendikal örgütü DİSK’i savunmaktan geçiyordu. Egemen sınıf ise, DİSK’i yok etmek için yasa değişikliğini gündeme getiriyor, siyasi bir saldırı aracına başvuruyordu.

İşçi sınıfı da bu saldırıya siyasi bir eylemle cevap verdi. Doğrudan devletle çatıştı, iki gün süreyle şehrin sokaklarını ele geçirdi. Bu anlamıyla yasayı engelleyerek siyasi bir başarı kazandı. Ama eyleminin büyüklüğü ile orantılı daha büyük başarılar elde edemedi.

15-16 Haziran başkaldırısı, çıkışın sendikal sınırlarda kalmasını isteyen sendikal bürokrasiyi aşmakla birlikte, talepler DİSK’in kapatılmasını ve işlevsizleştirilmesini engellemek ile sınırlıydı. Kalkışmanın yarattığı öncü işçiler de eylemin bitiminde korunamadı.

Bunda en önemli etken, hareketin kendiliğinden karakteriydi. Hareket, sınıf bilinçli önderliğinden yoksun olduğu için, anlık taleplerini genel ve uzun vadeli çıkarlarına bağlayamadığı gibi, eyleminden dersler çıkarıp bu dersleri genelleştirerek kolektif bilincine yerleştirmeyi de başaramadı.

Bu ancak proletaryanın sınıf bilinçli önderliğe, kendi siyasi hareketine sahip olması ile mümkün olabilirdi. Bunun nedeni, kendiliğinden hareketin, sınıfın uzun vadeli ve genel hedeflerini ifade etme yeteneğinde olmamasıdır. Bu görevi yerine getirebilecek olan bilimsel sosyalizmdir, komünizmdir.

Mevcut hareketin, sınıfsız topluma doğru yönelebilmesi, işçi sınıfı hareketiyle komünizmin bileşimi olan işçi sınıfının komünist siyasi hareketinin yaratılabilmesine bağlıdır. İşçi sınıfı hareketi de, sınıf bilinçli önderliğine sahip olarak, atılımlarının kalıcı kazanımlar getirmeden geri püskürtülüp dağıtılmasından kurtulabilir, en fazla başarı sağlayacak şekilde, en uygun anda, en uygun biçimde, en doğru mücadele yöntemlerini uygulayabilir.

15-16 Haziran 1970’te olduğu gibi, bugün de, henüz işçi sınıfının komünist partisi, siyasi hareketi yaratılamamıştır. Komünizmle çakışmamış olduğu için, işçi sınıfı hareketi esas olarak koşullarından memnuniyetsizlik düzeyini pek aşamamakta, birleşip bir ileri düzeye yönelememektedir.

İşçi sınıfı hareketiyle komünizmin çakıştırılması sorunu, 15-16 Haziran günlerinde olduğu gibi bugün de, sınıf hareketinin baş sorunudur. Bu sorunun çözümü, işçi sınıfının kendiliğinden hareketinin önderleri olan öncü işçilerin komünizmi benimsemelerinden geçer.

Komünizm ancak öncü işçilerin ellerinde maddi bir güce dönüşebilir, ancak o zaman komünizm ile işçi sınıfı hareketinin bileşimi olarak işçi sınıfının komünist siyasi hareketi doğabilir. Bu yüzden kazanımları koruyarak işçi sınıfına önderlik edebilecek, proletaryanın mücadelesinin her anında onun önderi olabilecek bir komünist işçi partisinin inşası görev olarak duruyor. Bu kuşkusuz günümüzün en önemli ve ihmal edilmeden yerine getirilmesi gereken görevidir.