İşçi sınıfının uluslararası birlik, dayanışma, mücadele günü 1 Mayıs yaklaşıyor. Bu yıl da sınıf mücadelesinin keskinleştiği bir dönemde giriyoruz tüm dünyada 1 Mayıs ön günlerine. Kazanılmış hakları geri almaya çalışan emperyalist-kapitalistlerin artan saldırganlığı ve savaş ortamı dünyadaki 1 Mayıs koşullarını belirliyor. ABD, kan gölüne çevirdiği Irak’ta her geçen gün daha fazla batağa saplanmaktadır. Buna rağmen emperyalistler şimdi de hedefe İran’ı koydu. Afganistan’da, Filistin’de, Lübnan’da tüm Ortadoğu ve Asya’da planlarını hayata geçirebilmek için halklara zülüm ediyor, ülkeleri tehdit ediyor, işgal ediyorlar. ABD emperyalizminin yanısıra diğer emperyalistler de işgal edilen, ezilen, öldürülen, topraklarından sürülen ve tüm zenginliklerine el koyulan halkları umursamadan buralardaki paylarını artırmanın hesabını yaparlarken emperyalist-kapitalist barbarlık tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor.
Emperyalist saldırganlıkla hesaplaşmak için 1 Mayıs’a!
Türkiye coğrafyasında da işçi sınıfının mücadelesinin en düşük düzeyde olduğu günlerden geçiyoruz. Artan işsizlik ve yoksulluk, örgütsüzlük, sendikasızlaştırma ve diğer çalışma koşullarına ilişkin hak kayıplarına ek olarak, işçi sınıfının sendikal örgütlenmeleri kan ve mevzi kaybediyor. Öte yandan oligarşi gündemi cumhurbaşkanlığı seçimine kilitlemeye uğraşıyor. İşçi sınıfının mücadelesi arka planda kaldığı, burjuva politikaların izleyiciliğinden kurtulamadığı sürece, politik gündemi burjuvazinin politik tercihleri arasındaki mücadeleler belirliyor. Bu gündemi değiştirecek olan işçi sınıfının bağımsız mücadelesinin yükselmesi, politik mücadelelere damgasını vurmasıdır.
Sosyal yıkım yasalarına ve saldırılarına karşı işçilerin birliği için 1 Mayıs’a!
Oligarşi bugün tüm toplumda milliyetçilik ve şovenizmi pompalamaktadır. Yükselen şovenizm işçi sınıfının mücadelesini zayıflatan, gerileten bir hal almaktadır. Kürt ulusunun yanısıra bütün ulusal azınlıklar da hedefte. En son Hrant Dink cinayeti, bu milliyetçi, şovenist dalganın geldiği noktayı sarsıcı bir biçimde gösteriyor. Oligarşinin kışkırttığı şovenist dalganın önünde durabilmemizin, onu engelleyebilmemizin yolu Türk, Kürt, Ermeni, Laz, Çerkez, Gürcü, Roman tüm ulusların, halkların, azınlıkların mücadele ortaklığını ve birlikteliğini sağlamayı başarmaktan geçiyor. Kürt sorununda ise, inkar ve imha politikaları hız kesmeden devam ediyor. Dili, kültürü hatta varlığı ile bir ulusu inkar eden, kabul edeni de imha etmeye girişen anlayışla oligarşi, sorunu devlet sınırları ötesine taşımak istiyor, Irak'a bir operasyon için şartları zorluyor. Buna karşılık çözüm, Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkını, bağımsızlık hakkını, özgürlüğünü, eşitliğini sonuna kadar savunmayı gerektirmektedir.
Şoven ve faşist saldırganlığa karşı, sömürgeciliğe karşı işçi sınıfının birliği, halkların eşitliği için 1 Mayıs’a!
1 Mayıs mücadele günüdür, kavga günüdür. Sömürenle sömürülenin, ezenle ezilenin karşı karşıya geldiği gündür. 1976-77-78’de Taksim’de yüz binlerin katılımıyla gerçekleştirilen 1 Mayıs gösterilerinin Türkiye işçi sınıfının mücadelesinde özel bir yeri vardır. Bu geleneğin sürdürücüsü olarak Taksim’de 1 Mayıs yasağını kıracağız. Başta 1 Mayıs 77 katliamı olmak üzere oligarşinin tüm katliamlarından hesap sormak için, işçi sınıfının aydınlık günleri demek olan sosyalizmi istediğimizi göstermek için, 1 Mayıs alanına, tüm gücümüzle, kızıl bayraklarımızla gireceğiz. 1886’dan bu yana her 1 Mayıs, Chicago’dan Kızıl Meydana oradan Taksim 1 Mayıs alanına uzanan bu mücadele çizgisi, insanlığın en büyük davasının çizgisi oldu. Bu çizgiyi sahiplenmek ve başarıya ulaştırmak için 1 Mayıs’ta alanlardayız, 1 Mayıs alanındayız.